Savaş ve yok oluş. Kabardey-Balkarya’lı aktivistler yetkililere seslendi

Kabardey-Balkarya – İnsan hakları aktivistleri, ulusal gen havuzuna yönelik tehdit nedeniyle bölgedeki seferberliğin durdurulması talebiyle cumhuriyet başkanı Kazbek Kokov’a çağrıda bulundu. “Yeni bir zorunlu askerlik dalgası” durumunda, küçük halkların varlığının sorgulanacağına inanıyorlar.

Açık mektup Ekim ayı ortalarında Kabardey-Balkar Bölgesel İnsan Hakları Merkezi’nin web sitesinde yayınlandı. Başkanı Valery Hatajukov’a göre ek olarak, beş yerel dernek başkanı daha imzalarını attı.

“Kabardeyler ve Balkarlar burada yaşıyor. Rusya’da sadece %10’umuz kaldı – bu Kafkas Savaşı’nın sona ermesinin sonucudur. Büyük çoğunluğu, % 90’ı, zorla Osmanlı İmparatorluğu’na sürüldü ve şimdi Türkiye, Orta Doğu, Avrupa ve Amerika’da yaşıyorlar. Eğer [Ukrayna’daki] bu savaş büyük çaplı olursa, topyekûn seferberlik başlarsa, halklarımızın gen havuzunu gerçekten tehdit edecek. Ve bu sadece bizim değil, Kuzey Kafkasya’nın diğer küçük halkları için, özellikle Dağıstan için de geçerli.” dedi.

Yetkililer, Ekim ayı başlarında Kabardey-Balkarya’daki seferberliği tamamlama sözü verdiler, ancak cumhuriyet yetkilileri Ukrayna’daki savaş için çağrılan kişi sayısı hakkında resmi veriler yayınlamadılar. Hatajukov 1.000 askerin söz konusu olduğunu belirtti.

Adıge Kamu Dernekleri Koordinasyon Konseyi Başkanı Aslan Beşto, bu değerlendirmeye katılıyor, ancak küçük bir farkla :

” Bu rakam askere alınması gerekenlerin sayısı, ancak herkesi çağırmak mümkün olmamış. Çünkü kamu etkinliklerinde, düğün ve cenazelerde celp kağıdını almayan(yoksayan) ve şimdi korku içinde durumun gelişmesini ve bir anlamda da kaderlerini bekleyen gençlere rastlıyorum”

Bağımsız demografi uzmanı Alexei Rakşa, Kabardey-Balkarya’daki gen havuzuna ve demografiye yönelik tehdit hakkında konuşmak için henüz çok erken olduğunu söylüyor. 2021 nüfus sayımına göre cumhuriyette 904.200 insan yaşıyor. Bunların yarısından biraz daha azı, yani yaklaşık 420 bini erkek. Bunlardan 20-35 yaş arası genç erkeklerin nüfusa oranı yaklaşık % 20 veya 84 bin kişidir. Böylece, muhtemelen% 1,5’ten daha azı Kabardey-Balkarya’dan savaşa gönderildi.

Rakşa konuyla ilgili olarak “Genç erkeklerin oranı o kadar az değil.Ancak Kabardey-Balkarya nüfusunun oldukça fazla abartıldığına dair bir şüphe var ve nüfus 900 bin kişi değil, belki de 600 ya da 700 bin kişi. Buna göre seferberlik kapsamında askere alınanların oranı % 1,5-2’ye denk gelir ve Rusya genelinde uygulanan oran ile Kabardey-Balkarya’daki oranın aynı olduğu söylenebilir.”

Bununla birlikte, insan hakları aktivistleri, savaşın daha da büyüyerek devam etme ihtimalinden endişe duyuyorlar. Bazıları, bu durum bir süre daha devam ederse, küçük halkları vuracak olan seferberliğin tekrarlanabileceğine inanıyor.

“Bazı Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinin nüfusu oldukça az. Seferberlik durumu birkaç yıl sürerse, Kafkasya’nın kuzeybatısındaki bazı cumhuriyetlerin ve genel olarak Kafkasya’nın her yerindeki erkek nüfusu çok güçlü bir darbe alacak” diyor Prag’daki Karlova Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Politeknik Araştırmalar Enstitüsü’nden Profesör Emil Aslan.

Aslan Beşto, Kabardey-Balkarya’nın daha ciddi zarar görebileceğine inanıyor, çünkü son yıllarda Cumhuriyetteki doğum oranı komşu Dağıstan,İnguşetya ve Çeçenya
Cumhuriyetlere kıyasla daha düşük.

İnsan hakları aktivisti Hatajukov “Cumhuriyet, ücretler ve kamu refahı açısından tüm derecelendirmelerde sürekli olarak en uç noktaları işgal ediyor. Sonuç olarak, minimum nüfus artışı sağlandı. Savaş savaştır, bir insan ölebilir ve zayıf ekipmanla bu olasılık çok yönlü olarak artar. Çok sayıda genç erkeğin ölümü doğal olarak demografik durumu daha da kötü etkileyecektir.” dedi.

Valeri Hatajukov’a göre, Yakutistan makamlarının yetkililerinin aynı ulusal sorunu federal hükümetin önüne koyduğunu biliyor. Ona göre, İnguşetya ve Dağıstan liderleri de devlet başkanına başvurdu, ancak “gayri resmi olarak ve şeffaf olmayan bir şekilde”.

Askere alınanların orantısızlığı

Ukrayna’daki savaşın başlangıcından bu yana, ulusal cumhuriyetlerin sakinleri, savaş bölgesine ilk gönderilenlerin küçük halklar olduğunu belirtti. Böylece, “Önemli Hikayeler” yayınına göre, 21 Eylül’den sonra, Dağıstan’da askerlik hizmetinden sorumlu olanların % 2.6’sı savaş için seferber edildi ve Kalmukya’da ise % 2.2. Aynı zamanda, Savunma Bakanı Sergey Şoygu, yedek askerlerin oranının sadece % 1’inin savaşa götürüleceğine söz verdi.

Şubat ayından bu yana Kavkaz.Realii tarafından yürütülen Ukrayna’daki savaşta öldürülen Güney Bölgesi ve Kuzey Kafkasya sakinlerinin listesine göre, Dağıstan doğrulanmış ölümlerin sayısında ilk sırada yer alıyor. Savaşın yedi ayı boyunca, cumhuriyetin 297 yerlisi öldü ve cumhuriyetteki genç erkeklerin ölüm iki kattan fazla arttı. Rusya Savunma Bakanlığı kayıpları sınıflandırdığı için gerçek rakamlar çok daha yüksek olabilir.

Emil Aslan’a göre, ulusal azınlıkların üyelerinin etnik olarak Rus nüfusa ve mega kent sakinlerine göre seferberliğe çok daha duyarlı olduğu iddiasının gerçek bir temeli var. Ancak nüfus bilimci Aleksey Rakşa’ya göre, bu seferberlik kararı alınmadan önce doğruydu – şimdi ise oranlar eşitlenecek.

Baskı olasılığı

İnsan hakları savunucuları ayrıca, Kabardey-Balkarya’da farklı seviyelerdeki yöneticilerin akrabalarının neden seferber edilenler listesine girmediklerinin açıklanmasını talep ettiler. Hatajukov’a göre bu durum bölge nüfusunun ezici çoğunluğu tarafından cevabı merak edilen bir soru. 25 Eylül’de, Kabardey-Balkarya Hükümet Konağı yakınında düzenlenen ve seferber edilenlerin akrabalarından (çoğunluğu kadın) oluşan 100 kişinin gerçekleştirdiği bir eylem sırasında da yetkililere soruldu.

“Diğer şeylerin yanı sıra, ülkemize tam olarak kim saldırdı? Ve şimdi bu eyleme katılan onlarca kişi, silahlı kuvvetleri itibarsızlaştırdıkları gerekçesiyle idari cezalara çarptırılıyor. Ama bunun için bir sebep yok. Orada organizatörler, konuşmacılar ve sloganlar yoktu. Aynı şekilde, eylemcilerin yanına gelen yetkililerin de koordine edilmemiş bir eyleme katıldıkları söylenebilir.” diyor Hatajukov.

İnsan hakları savunucuları, çağrılarında, bu eyleme katılan tüm katılımcıların idari tedbir ve cezalardan muaf olmaları gerektiğini talep ettiler.

Açık bir talep mektubunu imzalayan insan hakları savunucularının kendilerine yönelik olası bir baskıdan korkup korkmadıkları sorusuna Hatajukov ve Beşto tek bir cümleyle cevap verdiler : ” Her şey mümkün.”

Hatajukov “Yetkililerin bu sorunları çözeceğine dair bir yanılsama içerisinde değilim ama biz tavrımızı açıklamamız gerektiğine inandık. Bize, kimsenin yürürlükten kaldırmadığı Anayasa’nın 29. maddesi rehberlik ediyor. Açıkça şunu belirtiyor : Herkes fikirlerini ifade etme hakkına sahiptir. Bu hak bir şekilde ancak sıkıyönetimin yürürlüğe girmesiyle ihlal edilebilir ve henüz kimse sıkıyönetim kararı almadı.” dedi.

Aslan Beşto’ya göre, seferberliğin arka planına karşı “küçülen” bir ülkede artık “herhangi bir özgürlük” olumsuz algılanabilir. Ancak Adıge kamu dernekleri Koordinasyon Konseyi başkanı kendilerine yönelik bir baskı endişesi içerisinde değil – insan hakları aktivistlerinin sadece herkes için açık olan gerçeklere işaret ettiğine inanıyor.

Aslan Beşto “Çağrımızda belirtilen hususların ciddiye alınması daha önemli. Bunun için bir şans var. Örneğin, seferber edilenlerin kaydettikleri videolar ve tanıklıklar sosyal ağa sızdırıldıktan sonra seferber edilenlere askeri üniformalar için harcanan paralar tazmin edilmeye başlandı. Bu nedenle, çağrımızın olumlu bir rol oynayacağını umuyoruz” dedi.

Kaynak : Кавказ.Реалии

Son Makaleler

spot_imgspot_img

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_imgspot_img